3 Eylül 2015 Perşembe

PANTENE ALTIN KELEBEK ÖDÜLLERİ’NE GERİ SAYIM HEYECANI BAŞLADI!

Televizyon ve müzik dünyasının en iyilerinin ödüllendirildiği Altın Kelebek Ödülleri, bu kez Pantene sponsorluğunda organize ediliyor. 42.’si düzenlenecek olan Pantene Altın Kelebek Ödülleri, bu yıl da sanat camiasının önemli isimlerini bir araya getirecek. Kırmızı Halı’dan sahneye kadarki süreçte sürprizlerin yaşanacağı, yıldızlar geçidine dönüşecek olan tören, birçok yeniliğe ve ilklere de ev sahipliği yapacak.

Yıldızı Parlayanlar onlar oldu
Pantene Altın Kelebek Ödülleri’nde bu yıl yeni bir kategori daha var: “Pantene Yıldızı Parlayanlar”. Senelerdir saç bakımına getirdiği yeniliklerle Türkiye’de ve dünyada öne çıkan Pantene, bu özel gece için ise Türkiye’nin yıldızı parlayan genç isimlerine eşlik ediyor olacak. 42 yıllık Altın Kelebek tarihinde bu yıl ilk kez verilecek “Pantene Yıldızı Parlayanlar” ödülünün sahipleri Hande Erçel, Bensu Soral ve Nilay Deniz oldu.

Gecenin yıldızı sen ol, Pantene saçının farkını kırmızı halıda da göster! 
42. Pantene Altın Kelebek Ödülleri’nde televizyon ve müzik dünyasının en iyileri senin vereceğin oylarla parlayacak! www.pantenealtinkelebekodulleri.com’a gir ve sen de en sevdiğin sanatçılara oyunu ver. Ayrıca “benim de saçlarım güçlü ve sağlıklı görünüyor” diyorsan, “Gecenin Yıldızı Ol” kısmına başvur. Kişisel bilgilerini gir ve fotoğrafını yükle. Pantene Altın Kelebek Özel Jürisi’nin seçimleriyle bu büyülü gecede benzersiz deneyimler yaşayacak 15 şanslı kişiden biri de sen ol! Üstelik kendini bir yıldız gibi hissedeceğin gecede, sahne arkasında yıldızların heyecanına tanık olma ve en sevdiğin sanatçıya sahnede ödülünü verme şansı yakala. Pantene saçının farkını kırmızı halıda da göster! 

Bu heyecanı kaçırma!
Vuslat Doğan Sabancı, Hürriyet, Kanal D ve Pantene’in ev sahipliği yapacağı Pantene Altın Kelebek Ödül Töreni, 4 Ekim Pazar akşamı Kanal D’den canlı olarak yayınlanacak. 

www.pantenealtinkelebekodulleri.com
#pantenealtınkelebek

Pantene Altın Kelebek Ödül Töreni’nin tanıtım filmi  ve kamera arkası görüntüleri için tıkla. 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

9 Ağustos 2015 Pazar

Ver elini Moskova 3

Çok uzun bir yazı mı olsun yoksa parça parça olsun insanları sıkmasın mı derken Moskovayla ilgili 3. ve son yazımı paylaşıyorum sizlerle :) Aslında bıraksanız çok rahat 3 post daha yazarım ama neyse tadında bırakmak gerekiyor :) 



Bir önceki postta bol bol park bahçe gezdiğimi ve çok sevdiğimi söylemiştim. Bu posta da birkaç müze ve cadde önereyim size :)

 


İlk olarak Arbat Sokağından bahsedeceğim çünkü dışardan gelen insanların bildiği ve en çok gittiği mekanlardan biri orası. Eski Arbat ve Yeni Arbat olarak ikiye ayrılmış olan sokaktan en çok eski olanını beğendim:) Ben bizim İstiklal caddesine benzettim ama çok alakasız olduğunu söyleyenler de var :) Sokakta bol bol ressam ve her yerde yapılmış yapılan resim görebilirsiniz. İsterseniz kendi resminizi de dakikalar içersinde kah komik biçimde kah olduğunuz gibi yaptırıp güzel bir Moskova hatırasına sahip olabilirsiniz ama size küçük bir tavsiye bu işe girişmeden önce güzelce pazarlık yapmayı unutmayın :) Ayrıca burada bol bol kafe ve restoran var. Ben gidip görmesem de meraklısına duyurulur Hard Rock Cafe de bu sokakta bulunuyor :)

Tarih seven biriyseniz kesinlikle Zafer Parkını ve içinde bulunan müzeyi gezmelisiniz.



  

Moskova kadar gelmişken Balşoy Tiyatrosuna uğramadan hatta orada bir gösteri izlemeden gitmeyin derim. Maalesef ben ne Balşoy'da ne başka bir Tiyatroda bilet bulamadım. Biletleri gitmeden internet üzerinden temin ederseniz çok daha rahat edersiniz.

Müzelere devam diyorsanız gelmişken Uzay Müzesine de bir uğrayın. Zaten içerisi çok eğlenceli zaman nasıl geçiyor anlamıyorsunuz çıkışta da çok yakında olan VDNH (BDHX- VEDENHA) parkına bir gidin derim ben :)



Son olarak bu da benim yurdum :) orta kısım okul olarak kullanılıyor ama yaz zamanı olduğu için ders yoktu ve içerisi hep sakindi :) keşke dışı kadar içi de güzel olsaydı ama neyse :)




Elimden geldiğince hem gideceklere rehber olmak hem sizlere Moskova'yı tanıtmak hem de kendime geriye dönüp bakınca güzel günleri hatırlamamı sağlayacak bir şey bırakmak istedim :) Umarım sizleri sıkmamışımdır :) Yeni yerlerde görüşmek üzere :)

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Ver elini Moskova 2

Moskova maceramın ikinci yazısı daha çok nerelere gittim nereleri gördüm nerelere bayıldığım hakkında ve bol bol resimle dolu olacak :)



İlk önce söylemeliyim ki şehir çok güzel ve temiz. Biz daha çok merkezdeki yerleri gördük metro haritasındaki o yüzüğün dışına çıkmadık belki ondandır belki de tamamı böyledir bilemiyorum ama her yer sanat eseri gibi tüm binalara bakarken bir mutlu oluyor insan :)

Öncelikli olarak şehre yeni gelen herkesin ilk durağı Kızıl Meydan oluyor. Gerek Kremlin gerek Aziz Vasil Katedrali gerekse devasa alışveriş merkezi olan GUM kendine çekiyor insanı. Tabii buraya gelmişken Lenin'in mozolesini görmemek olmaz ama giriş saatleri çok kısıtlı önceden araştırıp gitmenizde fayda var derim :)

 

Kızıl meydan dışında sanırım vaktimin çoğunu park bahçe gezerek geçirdim:) Gerek ortam olsun gerek ağaçları gölleri olsun tüm parklara hayran kaldım diyebilirim ama kesinlikle benim favorim Gorky Park. tüm parklar çok büyük ve genelde herkes ya bisiklet sürüyor ya paten kayıyor maalesef ben hiçbirini beceremediğim için hiçbirini kiralayamadım ve yürüyerek gezmek zorunda kaldım her yeri.



 



Parkların ya da yolların kenarında ya da metronun altında mutlaka karşınıza bir sokak sanatçısı çıkıyor. Müzik şehrin her yerinde var diyebilirim. Hatta insanlar sokaklarda toplanıp yoga yapıyor ya da dans edebiliyorlar.

Parklar bahçeler dışında bol bol katedral kilise gezme fırsatım oldu ve kesinlikle Kurtarıcı İsa kilisesine bayıldım. İçeri girerken şortla girmeye izin yok biraz sıkı bir denetimden geçiyorsunuz ve kesinlikle fotoğraf çekemiyorsunuz ama içeri girince tüm bu sıkı denetime değiyor çünkü içerisi sanat eseri gibi. Çok yüksek bir kubbesi var ve her yer resimlerle süslü.






Buna ek olarak tabii ki Nazım Hikmet'in mezarının olduğu mezarlığı gezmeye de gittim ve çok şaşırdım çünkü zenginlerin ve önemli kişilerin kendilerine ait heykelleri kocaman alanları varken tanınmayanların mezarları duvara asılmış bir anıttan ibaret sadece. Ayrıca içeride Çehov'dan Mayakovsky'e kadar bir çok ünlü isim de burada yatıyor.

 

 


Son olarak eğer hediyelik eşya alacaksanız tabii ki İzmailova pazarına gideceksiniz. Burada bol bol matruşka, kalpak, eski Rus asker şapkaları, anahtarlık, buzdolabı magneti, shot bardağı, içki matarası, sigara tablası kısacası üzerinde Sscb amblemi olan bir sürü şey bulabilirsiniz :)

7 Ağustos 2015 Cuma

Ver elini Moskova

Merhabalar merhabalar :) bu yazıyı sizlere birkaç gün önce soğuktan üşüyüp kazakla ortalarda dolaşırken şu an Ankara'nın sıcağında kendinden geçmenin verdiği şokla yazıyorum :) Sanırım uzun bir yazı dizisi olacak çünkü anlatmak istediğim çok fazla anı çok fazla kahkaha var hafızamda :)



Öncelikle konuyu bilmeyenler için güzel bir giriş yapmak istiyorum. Yaklaşık bir aydır Moskova Devlet Üniversitesinde okulumun anlaşması sayesinde dil eğitimi görüyor(dum)um. Şu an Ankara'ya dönmüş bulunmaktayım ve hemen geri dönmek istiyorum çünkü deli gibi bir sıcak var buralarda ve insana evde oturmaktan başka bir seçenek sunmuyor :( 





Moskova'ya ilk gittiğim gün büyük bir şok oldu benim için çünkü ailemden ve yurttan ilk defa ayrılıyordum ve kalacağımız yerin koşulları gerçekten çok kötü durumdaydı. Hatta bazı arkadaşlarımız dayanamayıp ertesi gün Türkiye2ye döndüler. Ama zamanla kokusuna, pisliğine, tüm zorluğuna ve Çinli oda arkadaşıma rağmen alışıp ev bildim yurt odamı :)

29 gün kaldım ve yaklaşık 16 gün ders gördük tabii ki pek iyi bir öğrenci olmadığım için tüm derslere katılmak yerine daha fazla uyuma ve gezme seçeneklerini değerlendirdim :) Çok gezdim, çok gördüm, çok öğrendim ve çok sevdim Moskovayı.



Gezmesi görmesi güzeldi de ilk zamanlar açlık çok zorladı bizleri. Özellikle benim gibi domuz yememeye özen gösterenler için  tavuk ve balık en sağlam seçenek çünkü diğer ürünlerde katkı olarak kullanılıyor domuz eti. Onun dışında Rus mutfağı resmen ölmüş diyorum ve başka yorum yapmıyorum sizlere çünkü gittiğim süre boyunca doydum dediğim zamanlar bir elin parmaklarını geçmez onlar da genelde İtalyan restoranı ya da Türkiye'de de bulunan çeşitli hamburger markaları sayesinde oldu. Ama Rus mutfağını öğrenmek istiyorum diyorsanız my-my (mu-mu) denilen ve her yerde karşınıza çıkan restoranları deneyebilirsiniz ortalama bir fiyat ve ortalama bir lezzete sahip.



İkinci zorlandığım konu su meselesi oldu çünkü suların tadı gerçekten çok kötü kaldığım süre boyunca toplam 2 litre su içmemişimdir sanırım. Su eksiğimi her yemeğin yanında tüketilen komposto ya da gazlı içeceklerle gidermeye çalıştım :( Ayrıca birayı 1 liraya alabiliyorken suya 3 4 lira para vermek çok koyuyor insana:)



Bu yazıda son olarak bahsedeceğim şey ise alışveriş konusu olacak. Alışveriş merkezlerine girdiğiniz zaman pek fazla R
us markası göremeyeceksiniz bu sebeple çoğu ürün Türkiyeyle aynı fiyatta ya da daha pahalı bu durum da bizim her gördüğümüzü almamıza engel oldu:( Aynı şey kozmetik ürünleri için de geçerli. Türkiye'de olan markalar Türkiyeyle aynı fiyatta ya da daha pahalı. Kozmetikçilere girdiğiniz zaman dört bir yanınızı Diorlar, Chaneller, Yve Saint Laurentler kaplıyor ve kendinizden geçiyorsunuz. Yurdumuzun yakınında bulunan marketten topladığım yüz temizleyicileri ve maskeleri saymazsak fiyatlarından dolayı pek fazla kozmetik alışverişi yapamadım maalesef:)



Bu yazımı burada sonlandırıp gezip gördüğüm yerleri bir sonraki yazıma saklıyorum hepinize iyi okumalar :)