30 Eylül 2014 Salı

Garnier göz altı kapatıcı roll-on



Kış aylaları geldikçe insanlar daha yorgun daha mutsuz bir görünüm alıyor. Tabii en büyük payı gözler alıyor bu konuda. Kırmızı şiş gözler, altı morarmış şekilde tüm yorgunluğumuzu, uykusuzluğumuzu hatta mutsuzluğumuzu belli ediyorlar. Göz altı morluklarının tek sebebi yorgunluk ya da stres olmayıp genetik özelliklerden de kaynaklanıyor. Bir keresinde doktorum bana göz altı morluklarımın alerjimden kaynaklandığını ve geçmesi için yapılabilecek bir şey olmadığını onun yerine kapatmak için uğraşmam gerektiğini söylemişti. Hal böyle olunca makyaj malzemelerim arasında en çok kullandığım, varlığına en çok sevindiğim malzemelerim kapatıcılarım oldu.



Garnier göz altı kapatıcı roll-on uzun süredir severek kullandığım bir ürün. Sanırım şikayet ettiğim hiçbir noktası yok.  Sıvı, akışkan bir tonda olması özellikle hoşuma gidiyor çünkü sürümünü kolaylaştırıyor. Ucundaki bilyesiyle beraber başka bir aparata ihtiyacınız olmadan direk göz altına uygulayabiliyorsunuz.



 Ben göz altıma sürdükten sonra parmaklarımla hafifçe yediriyorum. Bu işlemi yaparken yağ sürermişcesine değil de parmaklarınızla hafif hafif dokunursanız daha etkili bir sonuç elde edersiniz. J



Roll-on’un farklı tonlarının olması her cilt tipine uygun olmasını sağlıyor. Ben biraz aydınlık katmasını istediğim için orta ton olanı tercih ediyorum.




Hemen her yerde bulabileceğiniz ürün fiyat açısından da bizlere yardımcı oluyor. İndirimdeyken 10 Tl civarında bir fiyatı oluyor. Benim kullandığım boy artık üretimden kalktı diye biliyorum ben. Artık 7 ml.’lik küçük Garnier BB Eye Cream Roll-on şekilde satışa sunuluyor.

Peki siz göz altı morluklarınızı kapatmak için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?

Bildiğiniz doğal ürün ya da maskeler var mı? Benimle paylaşırsanız yorumlarınızı çok sevinirim J






28 Eylül 2014 Pazar

Wet n Wild Smokin' Hot Pink

Bu aralar pembeye takmış durumdayım. Kıyafetimde ya da makyajımda kullanıyorum kesinlikle. Özellikle pembe rujlar favorim oldu. Hal böyle iken yeni almış olduğum Wet n Wild ‘Smokin Hot Pink’ ruju sizlere tanıtmak istedim.




Mat bir ruj olması ve geçen hafta Gratis’te indirimde olması sebebiyle seçtim bu ruju. Sanırım 9.75 tl gibi bir fiyata aldım. Şu an pek emin olamıyorum.


Ben rujlarımı sürmeden önce rengini tam vermesi için genellikle dudaklarıma da fondöten uyguluyorum. Dudak rengim koyu olduğu için ruj normal renginden farklı duruyor yoksa. 


 Fondöten uyguladığım dudağımın kenarlarını dudak kalemi ya da rujun kenar kısmıyla belirliyorum daha kolay sürüp taşırmamak için. Ayrıca dudak kalemi rujun kalıcılığını arttırıp daha keskin bir dudak çerçevesine sahip olmanızı sağlıyor.



Son olarak dudak kalemiyle çerçevelediğim dudağıma ruju uyguluyorum.



Ben bu ‘Wet n Wild Smokin Hot Pink’ ruju fazlasıyla sevdim. Malum havalar soğudu dudaklarımız soğuk hava ve rüzgar yüzünden yıpranıp kuruyor, çatlıyor. Wet n Wild Smokin Hot Pink yumuşak yapısıyla kolay sürülüyor ve dudaklarımı besliyor. Bu sayede dudaklarım kuruyup kabuklaşma yaşamıyor. Ayrıca kalıcılık konusunda da başarılı bir ruj olarak yorumladım. Bana yaklaşık olarak 3-4 saat dayanan bir ruj oldu. Umarım yardımım dokunmuştur. J





27 Eylül 2014 Cumartesi

OMBRE SAÇ

Merhabalar J Bugün sizlere benim de yeni yaptırmış olduğum ombre saçtan bahsetmek istiyorum. Malum bu aralar çok moda oldu bu ombre saç olayı. Birçok kişi elinde telefonlarla kuaföre gidip internette gördüğü ombrelerden yaptırmak istiyor.  Kuaförün yeteneğine göre de güler yüzle ya da mutsuz şekilde çıkıyorlar salondan.

Benim olayımsa çok farklı gelişti. Saçlarımı kestirmeye gitmişken kuaförümün kıyamaması üzerine bir anda boyanmış  saçlarla buldum kendimi J Pişman olduğumu söyleyemem hatta gayet memnunum saçlarımdan. Erkekler saçtan ne anlasın nasıl fark etsin boyasını diyenlere karşı benim saçlarımı hemen fark etti bütün arkadaşlarım. Hepsinden de geçer not almam da cabası J kız arkadaşlarımın çoğuysa nerede ve nasıl yaptırdığım hakkında bir sürü soru sordu bana. Ben de onlar gibi merak edenler için bu yazıyı yazmayı düşündüm. Ayrıca kuaföre gitmek yerine evde ombre saç yapanlara da yardımcı olmak istedim J

Elimde çok fazla resim olmadığı için her aşamanın anlatımını yapamayacağım maalesef.  Umarım yazı ve resimler sayesinde kafanızdaki sorular biraz aydınlanmış olur J

1. Aşama; bu saçın en önemli özelliği doğal bir görünüm kazanmasından geliyor sanırım. Kuaförler de bu doğal görünümü elde etmek için saçı olabildiğince kabartıp, her tarafına krepe atıyorlar. Bu şekilde saç boyandıktan sonra keskin sınırlarla belli olmak yerine doğal geçişlere sahip oluyor.

2. Aşama; krepelenmiş saç uçlardan başlayarak gölgeleme işle minin yapılmak istendiği yere kadar boyanıyor ve yine doğallık katabilmek için ince şeritler halinde boya saçın üst kısımlarına da sürülüyor.




3. Aşama; saçlar yıkanıyor, bakım yapılıyor ve fön çekiliyor J artık gayet güzel ombre saçlara sahip olabilirsiniz. J Bu arada ne kadar açık ton sarı istiyorsanız o kadar beklemeniz gerekiyor. Ayrıca saçlar yıkamalardan sonra daha da açık renge dönüşüyor. Ben esmer biri olduğum için fazla sarı olsun istemedim. Bu ton gayet uyumu oldu J


Son olarak bu saçın dalgalı halde daha güzel durduğunu düşünüyorum. sanırım hep maşalı halde kullanacağım J



Konu ve saçlarım hakkında yorumlarınız bekliyorum. hepinize mutlu hafta sonları J
.

25 Eylül 2014 Perşembe

Kimdir bu Acı Çikolata?

Öncelikle herkese merhaba. Bloğumda yazacağım ilk yazının kendimi tanıtmak olması gerektiğini düşünerek gecenin 00.27’sinde yazıyorum bu yazıyı. Bir anda içimi bir sevinç kapladı, bir ilham geldi ve satırları doldurmaktayım şu an. Üstelik yarın sabah 9.30 dersim var.  Mesafesi 20 dakika olan okuluma yetişmek için benim 8'de kalkıp makyajımı yapıp hazırlanmaya başlamam meselesi ise çok ayrı bir konu.

Yirmilerin ortasında Ankara'da 2. Sınıfta okuyan bir genç kızdır bu acı çikolata. Hava atmak gibi olmasın ama kendisi mülkiyelidir. Babasının sayın valim diye hitap ettiği babaannesinin diplomat olacak benim torunum dediği kendisininse hep hayalini kurduğu topuklu ayakkabılar yapılı saçlar güzel bir makyajla özel bir şirkette yönetici olacağı bi işi düşündüğü genç kız işte. Merhaba ben böyle hevesleri olan bir kızım. Resmiyeti pek sevmem. Sanırım meslek hayatımdaki hayalin biçimi de buradan geliyor.

Neyse burada uzun uzun okulumu, hayallerimi anlatmayacağım. Bu aralar kendimi blogger olmaya adadım. Öncelikle bir instagram hesabı açıp instablogger olmayı düşündüm ama baktım ki böyle olmayacak blog açmak şart olmuş ben de oturdum bir güzel hesabımı açtım. Şimdi de bildiğiniz üzere ilk yazımı yazıyorum.

Makyaj yapmaya süslü püslü olmaya pek hevesliyim. Gülmeyi güldürmeyi nihayetinde gülüşleri çok severim. Anı yaşamayı ve bunu paylaşmayı sevdiğim için merak saldım bu işe. Dedim ki kızım sen zaten makyaj yapıyorsun sürekli fotoğraf çekiyorsun kitap okuyorsun insanlarla paylaşım içindesin neyin eksik diğerlerinden? Bakalım ilerleyen zamanlarda göreceğiz bir eksiğim var mı yok mu.

 Kendime blogger demek istiyorum ama paylaşımlarımın ne yönde olacağına bile tam olarak karar vermiş değilim. İstediğim şey bu hesabın bir makyaj bloğu olması değil. Beni anlatan hayatımı anlatan sizlerle paylaşım içinde olduğum bir blog olması. Bazen içtiğim bir fincan kahve hakkında yazmalıyım bazen okuduğum bir satır bazense yeni aldığım ruj ve eyeliner. Kendimi anlatmak istiyorum umarım başarılı da olurum bu işte.

Ha bu arada acı çikolata ismi de benim için değeri büyük olan bir kitaptan gelmektedir. Hayatımda ilk defa kendi başıma başarmış olduğum bir işten kazandığım kitabın adı. Burada da devam etsin istiyorum o başarım. Kendimi sizlere arkadaşlarıma ve tabii ki kendime kanıtlamak istiyorum. Başarılı bir öğrenci başarılı bir iş kadını ve başarılı bir blogger olmak istiyorum hadi hayırlısı.

şimdilik benden bu kadar. İlk yazımı yazmış olmanın mutluluğu ve yarın nasıl kalkacağım endişesiyle yatıyorum. Yazımı gece okuyanlara da iyi geceler diliyorum tabii ki.:)